Pazar Söyleşileri: Sabih Güzel, Günsenin Altınkaynak ile görüştü

‘Çevremde okuyan kimse yoktu ama ben okumaya devam kararı verdim’

Günsenin Altınkaynak, Roman bir aileden geliyor. İlköğretimi bitirdiğinde, çevresinde okuyan kime olmadığından, ailesi okula devam etme kararını ona bırakmış. Bugün, birincilikle bitirdiği üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyor. yıllar önce hedeflediği akademik kariyerine ulaşmanın sevincini yaşıyor.

Altınkaynak, 2017 yaz başında Pamukkale Üniversitesi, İngilizce İkitisat bölümünü, bölüm birincisi ve fakülte ikincisi olarak bitirdi. Şu anda 9 Eylül Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyor. Kısa süre önce Pamukkale Üniversitesi’nde açılan “Araştırma Görevlisi” sınavını birincilikle kazanarak, mezun olduğu üniversitede göreve başladı.

Roman Medya’nın 28-29 Ekim 2017’de İzmir’de düzenlediği “Yurttaş Gazeteciliği Eğitimi”ne katılan Altınkaynak’la, Kemalpaşa mahallesindeki evinde ve Pamukkale Üniversitesi’nde görüştük, araştırma görevlisi olmasına uzanan yolu konuştuk.

S.G. – Bize kendinizden bahseder misiniz? Yaşama nasıl başladınız? Mahallenizde sizi nasıl tanırlar?

G.A. – Söke’nin Kemalpaşa mahallesinde doğdum. İlköğrenimimi Kemalpaşa ve Fahrettin Uyguntüzel okullarında, orta öğrenimimi ise Söke Ticaret Meslek Lisesinde tamamladım. Lisede okurken babamı kaybettim. İlk ve orta öğrenim boyunca sıradan bir öğrenciydim. Yalnız, lise 2. sınıftan itibaren kitap okumanın zevkini tattım. O dönemlerde genellikle roman ve hikaye türü kitaplar okuyordum. Pek dışarıya çıkmadığım için mahallemde herkes tarafından tanındığımı söyleyemem.

S.G. – İnsanların yaşamlarında bazı kırılma noktaları vardır. Siz yaşamınıza yön veren böyle bir kırılma noktasıyla karşılaştınız mı?

G.A. – İlköğrenimden sonra orta öğrenime devam etme kararını ailem bana bırakmıştı. Çevremde okuyan kimse yoktu ama ben okumaya devam kararı verdim. Şimdi o kararımın çok doğru olduğuna inanıyorum. Bir de lisedeyken, Ahmet Mithat Efendi’nin “Felatun Bey ve Rakım Efendi” kitabı benim üzerimde çok etki yapmıştı. Bu kitabı okuduktan sonra hep Rakım Efendi gibi olmaya karar verdim.

S.G. – Zamanınızın çoğunu kütüphanede geçirdiğinizi ve sürekli kitap okuduğunuzu biliyorum. Bu kitap okuma isteği nasıl başladı?  

G.A. – Önceden de söylediğim gibi artık Rakım Efendi gibi olmak istiyordum. Okumak benim için büyük bir tutku olmuştu.

S.G. – Pop kültür olarak günümüz gençliği “Kişisel gelişim” kitapları okuyor. Siz ne tür kitaplar okursunuz? Kuşağınız gençliğine ne tür kitaplar okumalarını önerirsiniz?

G.A. – Türk ve dünya klasikleri ile bilimsel içerikli kitaplar okuyorum. Felsefeye merakım var. Kişisel gelişim ya da pop kültür kitaplarının bilimsel içeriği olmadığından gençliğe bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Önerim, bilimsel kitaplar okumaları, edebi eserleri de ihmal etmemeleri. Elbette güncel olayları da takip etmelerinin ilerisi için yararlı olacağını da belirtebilirim.

S.G. – Üniversiteye nasıl hazırlandınız? Sizi akademik kariyer yapmaya yönelten nedir?

G.A. – Diğer öğrencilerden farklı bir hazırlanma dönemim olmadı. Sanırım ben kazanmayı çok istiyordum ve çok çalıştım. Çok iyi öğretmenlerle karşılaştım ve ben de ileride öğretmen olmak, öğretmek istiyordum. Bu düşüncem, üniversitede okurken akademik kariyer yapmaya yönlendirdi. Şu anda araştırma görevlisiyim. Amacım doktora yapmak ve öğrendiklerimi, bilgilerimi yeni nesile aktarmak. Koyduğum hedeflere adım adım yaklaşmak güzel bir duygu.

S.G. – İki yıl önce mezun olduğunuz üniversitede, araştırma görevlisi olarak başlamak nasıl bir duygu? Şu anda yaşadığınız ortamı önceden hayal etmiş miydiniz?

G.A. – Hani anlatılmaz, yaşanır derler ya, öyle bir duygu. Şu anda sözlerle anlatamayacağım duygular içerisindeyim. İki sene önce ders aldığım hocalarımla, aynı yerden bakarak nefes almak benim için çok büyük bir hayaldi. Gerçekleştirdiğim için çok mutluyum.

S.G. – Araştırma görevlisi olarak kabul edildiğinizde neler hissettiniz? Bu durum evde nasıl karşılandı?

G.A. – Sonuçlar açıklanınca arkadaşım bakmış ve beni aradı. Ben de doğruluğunu teyit ettikten sonra annemi aradım. Sevinçten telefonda ağladığını duydum. Akşam eve geldiğinde bana sarıldı ve sevinç gözyaşları dökmeyi sürdürdü. Sanırım uzun bir süre annemle sarılmış bir durumda kaldık.

S.G. – Bundan sonra siz roman gençler için bir rol modelsiniz. Roman gençlere neler söylemek istersiniz?

G.A. – Ne söyleyeceğimi bilmiyorum çünkü sadece Roman gençliği değil tüm gençlik okumuyor. Zamanlarını sosyal medyada harcıyorlar. Şu anda ben de aynı kuşaktan olduğum için beni dinleyeceklerini sanmıyorum. Umarım ileride beni takip eden gençleri görmek ve onlara destek olmak şansını yakalarım.

S.G.- Roman Medya olarak özel ve akademik yaşamınızda başarılar diliyoruz. Bir kaç kelime de Roman Medya için alabilir miyiz?

Biliyorsun, ben de Roman Medya eğitimi aldım. Bir gün Roman Medya’nın benimle röportaj yapacağını hiç düşünmemiştim. Romanlar hakkında her zaman doğru ve gerçek haberler yaptığınızı biliyorum. Tüm Roman Medya gönüllülerine başarılar diliyor, sevgilerimi gönderiyorum.

 

 

 

 

R.M. – Sizi destekleyen kişi ve kurumlar hakkında bir şeyler söyler misiniz?

G.A. – Tüm yaşamım boyunca annem hep yanımdaydı ve yanımda olmayı sürdürüyor. Annem benim her şeyim. Onun benim için yaptıklarını anlatmam, bana yaptıklarının karşılığını ödeyebilmem olanaksız. Üniversite eğitimim boyunca, bana maddi manevi destek veren Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni ve Söke Şubesi üye ve yöneticilerini anmadan geçemem. Onlara da minnet borcum var. Ayrıca ROMFO, Roma Education Fund kurumlarına da teşekkür ederim. Sevgili Hacer Foggo’ya, Yücel Tutal’a, Halit Keser’e, Türkiye’nin ilk roman milletvekili sayın Özcan Purcu’ya da teşekkür ediyorum. Ve elbette sen, Sabih abim. Seninle tanıştıktan sonra hayatımda çok şeyler değişti. Dostluğun, arkadaşlığın, abiliğin için sana da çok teşekkür ederim. Aynı kulvarda ilerlediğimiz Araştırma Görevlisi sevgili arkadaşım Serhat Çakmak’a da çok teşekkür ederim. Unuttuklarım varsa heyecanıma versinler.